Başlangıç / Teknoloji / Güncel Haberler / iPad: Almalı mı, almamalı mı?

iPad: Almalı mı, almamalı mı?

 

201108311509072008 yılında netbook piyasası büyük bir patlamayla yükselişe geçtiğinde Apple’ın bu pazardaki tek ürünü olan MacBook Air yüksek fiyatından dolayı ilgi görmüyordu, herkes Apple’ın bir hamle yapmasını beklerken Steve Jobs her zamanki rahat ve kendinden emin tavrıyla “Henüz çok yeni bir pazar, nasıl olacağını bekleyip göreceğiz.” demişti. Uzun bir sessizlikten sonra ise iPad’i piyasaya sürerek Jobs’un “Post-PC” dediği çağı başlattı ve kimse netbook’lardan bahsetmez oldu. Öyle ki şu anda tabletlerin ve ultrabook’ların da yükselişiyle çoğu üretici artık netbook piyasasından çekilme kararı aldı.

Bugünlerde artık herkes bir tablet bilgisayar sahibi olmak istiyor ve Appleinsider.com’un yaptığı araştırma 2011 yılı sonunda toplamda 45 milyon iPad satılmış olacağı tahminiyle bu düşünceyi ispatlar nitelikte. Analist Brain White “Apple 2010 yılında piyasadaki boşluğu iPad ile doldurarak çok akıllıca bir hamle yaptı, yeni bir notebook veya netbook almak konusunda kararsız kalan büyük çoğunluk tercihini iPad’den yana kullandı. Bu sene 3. çeyrekte notebook satışları düşüşe geçerken, iPad’in satışları rekor düzeye ulaştı. Sektördeki büyüme genellikle tek haneli rakamlarla olur, iPad ise 3 haneli büyüme rakamları yakaladı, PC satışları %2 düzeyinde gerilerken, MAC ve iPad satışları %272 artış gösterdi, üstelik bu rakamların içinde iPhone ve iPod touch dâhil değil.” diyerek iPad’in başarını dile getiriyor.

Peki, Steve Jobs’un “Post-PC” dönemini başlatan iPad’ini bu kadar ilgi çekici kılan ne? Hala bir iPad’iniz yoksa bir tane almalı mısınız?

 

 

İlk bakışta, bir MacBook ile kıyaslandığında iPad’in ne kadar yetersiz bir cihaz olduğunu görüyorsunuz. USB, firewire, bellek kartı girişi gibi başlıca soketlerden yoksun, OSX’in gücünden yararlanamayan, Flash bile desteklemeyen, fiziksel klavyeden yoksun ve hiçbir parçasını upgrade etme olanağınız olmayan kapalı kasa bir ürün. Fakat her şeye rağmen, elinize alıp 5 dakika kurcaladığınızda büyülü dünyasında kayboluyorsunuz. Ekrandaki objelere dokunmak tamamen içgüdüsel bir duygu ve yaptığınız hareketlerin tepkileri de tamamen doğal bir şekilde dönüyor size… Ekranın görüntü kalitesi tüm fotoğraflarınızı harika gösteriyor ve tabii ki uygulamalar… AppStore’daki yüzbinlerce seçenek içinden seçtiğiniz her bir uygulama iPad’i farklı bir alete dönüştürüyor.

Aslında iPad’i iPad yapan şey uygulamaları. Boş bir ekran ve siz hangi uygulamayı çalıştırırsanız, bir anda o konu için üretilmiş bir alet haline geliyor. Mail’i açın ve posta kutunuz olsun, Safari’yi açın ve interneti parmaklarınızın ucuna taşısın, Infinity Blade’i açın ve bir oyun konsolunuz olsun ve aklınıza gelemeyecek daha yüzbinlerce seçenek AppStore’da indirilmeyi bekliyor.

 

iPad başarılı oldu, çünkü Apple bu ürünü çıkarmadan önce üzerinde çok fazla düşündü ve gerek yazılım gerekse donanım olarak en doğru ürünü piyasaya sürdü. 4:3 oranlı 10″ ekran hem yatay hem de dikey olarak rahat kullanım sağlıyor, işlemci tepkilerin akıcı olmasını sağlayacak kadar hızlı, multi-touch hareketleri doğal, ekran klavyesinin tuşları uygun aralıklarla yerleştirilmiş ve pil ömrü size gün boyunca piriz aratmayacak kadar uzun. Ve bir gerçek var ki çoğumuz akşamüstü eve geldiğimizde kendimizi koltuğa bırakıyoruz ve bu durumda notebook kullanmak rahatsız olabiliyor. iPad ise koltuğa uzandığınızda kullanmak için en ideal alet ve gerektiğinde çantanıza atıp rahatça taşıyabileceğiniz kadar hafif ve kompakt.

iPad’in kullanımı o kadar doğal ki daha okuma bilmeyen bir bebek bile tamamen içgüdüsel olarak rahatlıkla kullanabiliyor. Tabi çocuklar için de özel tasarlanmış binlerce uygulamayı eklemeden geçmemek lazım.

iPad 2’nin tanıtımında Steve Jobs “teknoloji tek başına yeterli değil” demişti ve haklı da… iPad 2, teknolojiyi estetik ve rahat kullanım ile harmanlayarak bize sunuyor. Fakat hal böyleyken bile Mac yerine iPad almak sorusu biraz saçma kaçıyor, çünkü hala iPad’inizi kullanmak için bir PC veya MAC ile eşlemeniz gerekiyor. Aktive etmek için, yedeklemek için ve dosya transferi yapmak için iTunes yüklü bir PC veya MAC sahibi olmak zorundasınız ve bu da iPad’i ayrı bir bilgisayar olmaktan ayırıp bir çevre birimi olmaktan öteye götüremiyor.

 

iPad 2 daha hızlı, daha ince ve daha hafif. Üstelik ön kamerasıyla FaceTime Chat yapmanıza da olanak sağlıyor. Peki, hali hazırda iPad’iniz varsa bu özellikler iPad 2’ye geçmenize değer mi? Açıkçası hayır, çünkü bugün bile iPad çok güçlü bir tablet… Peki bu yeni özellikler ilginizi çekiyor ve en güncel modele sahip olmak istiyorsanız hangisini seçmelisiniz?

16, 32 ve 64 GB olmak üzere üç depolama seçeneği; Wi-Fi ve Wi-Fi + 3G olmak üzere iki bağlantı seçeneği sunuyor bize iPad 2. Fiyat-performansı göz önünde bulundurursak en mantıklı hafıza seçeneği 32 GB olarak gözüküyor. Peki ya 3G bağlantıya verdiğimiz farka değer mi? Eğer sürekli hareket halindeyseniz ve bu sırada iPad’inize ihtiyaç duyacaksanız size sürekli internet bağlantısı sağlayan 3G’li model lazım demektir. Fakat unutmayın ki her ay operatöre vereceğiniz internet parası da cabası. Bunun yerine daha ucuz olan Wi-Fi’lı modeli alıp telefonunuzdan Wi-Fi hot spot kurarak internete her yerde bağlanabilirsiniz. Ama tabii ki bu size 3G’li iPad’in verdiği gibi bir internet deneyimi veremeyecektir.

Asıl sorumuza dönecek olursak, iPad’i kullanmak için hala bir MAC ya da PC’ye mahkum olmanız maalesef iPad’in en büyük eksisi. Fakat iMovie, GarageBand gibi komplike uygulamalar da iPad’e taşındıkça bu durum ortadan kalkacak gibi görünüyor. Ancak şu açık bir gerçek ki iPad’i kullanmak gerçek bir eğlence ve aslında istediğimiz iş yapmanın yanında daha çok eğlenebilmek.

 

TechRadar.com’un inceleme editörü James Rivington, iPad yerine Android’li bir tableti tercih edenlerden ve ona neden diye sorulduğunda şunları söylüyor: “iPad 2’im de var ve onu seviyorum. Fakat 2 hafta önce elime geçen Android 3’lü tableti daha çok sevdim. Çünkü eğer bir tablete hatırı sayılır bir para veriyorsam, onun tamamen benim olmasını isterim. Farklı ve canlı arka planlar, farklı klavye şekilleri, ara yüzler, modifiyeler ve daha nicesi… Bana bu basit özelleştirmeleri yapıp yapamayacağımı ya da hangi medya formatlarını çalıştırıp çalıştıramayacağımı söyleyemez tabletim. Ama iPad’imle olan bu, benim olduğunu hissetmiyorum, aslında o Steve’in iPad’i. Tabii ki Android 3’ün müthiş multitasking yeteneğini ve sd kartı slotuyla artırılabilen hafızayı da es geçmemek lazım. Android’in en güzel yanı ise onu kullanmak için iTunes yüklü bir bilgisayar aramak zorunda kalmıyorum.

Rivington aslında çok doğru noktalara parmak basıyor, Apple’ın oynatabileceğiniz medyalar veya yükleyebileceğiniz üzerindeki yoğun kontrolü onun güvenli olmasını sağlıyor ama güvenlik için özgürlükten ödün vermek zorunda kalıyoruz.

 

Rakiplerinin kimi daha kaliteli kamerayla, kimi daha fazla hafızayla, kimi daha hızlı işlemciyle geliyor. İşte Rivington’ın bizlere önerdiği alternatif tabletler…

BlackBerry Playbook
RIM’in 7inç’lik tableti, BlackBerry Tablet OS işletim sistemiyle çalışıyor. 1GHz çift çekirdekli işlemciden ve 1GB RAM’den güç alan tablet, yüksek çözünürlüklü kamerasıyla da göz dolduruyor. Flash desteği de var. Fakat uygulama sayısı az ve BlackBerry telefonunuzla eşlemediğiniz sürece mail alamıyorsunuz.

Motorola Xoom
4G destekli ve Android 3.0 işletim sistemiyle çalışan tablet, 1 GHz çift-çekirdekli işlemciye sahip. 10.1inç ekranı 1280×800 çözünürlük sunuyor. HDMI çıkışı ve 5MP kamerası olan tablet, 720p kalitede video çekebiliyor. Video görüşme için ise 2MP ön kameraya sahip.

iPad’in karşısındaki en güçlü rakiplerden biri olan Xoom, uygulama dükkanının zengin olmaması yüzünden puan kaybediyor.

 

Galaxy Tab 10.1
iPad 2’den daha ince ve daha hafif olan Samsung Galaxy Tab 10.1, Android 3.0 işletim sistemini kullanıyor. 10.1inç 1280×800 çözünürlüklü ekrana, 1GHz çift-çekirdekli NVidia Tegra 2 işlemciye, 1GB RAM’e ve 16GB dahili hafızaya sahip olan tabletin 720p kayıt yapabilen 8MP arka ve görüntülü görüşmeler için 2MP ön kamerası var. 9 saate kadar kullanım sunuyor ve Flash destekliyor.

iPad’in karşısındaki en güçlü rakip olan Galaxy Tab 10.1 uzun süre Avrupa’da ve Avustralya’da davalarla boğuşuyordu ve geçtiğimiz hafta satış yasağı kalktı. Bakalım şimdi tehditi gerçek bir tehlike yaratabilecek mi…

Dell Streak 7
Eğer daha ufak bir tablet arıyorsanız 7inç’lik ekranı, 800×480 çözünürlüğü, çift-çekirdekli işlemcisi, 16 ve 32GB hafıza seçeneğiyle Dell Streak çıkıyor karşımıza. Görüntülü görüşmeler için 1.3MP ön kamerası ve 5MP arka kamerası olan tabletin kötü yanı ise Android 2.2 kullanıyor olması.

Kaynak : Chip.com.tr

Hakkında: Mustafa HAMİT

Kontrol Ediliyor

macos-flashback-virus

Virüs korkusu artık Apple için’de geçerli (Flashback virüsü korkusu)

Apple’nin yıllardır gururduyduğu virüs kapmaz teorisi yıkılmış gibi görünüyor. Flashback trojan olarak bilinen virüs binlerce …

20120303120047

Google’ın için ders çıkarma zamanı…

Tablet piyasasında işler giderek kızışıyor. Apple’ın iPad’i hala açık ara önde ve yakın zamana kadar …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir